Anket etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Anket etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Eyl 2007

ensonhaber'den

'Ya Allah' deyince töreni terk ettiler
'Ya Allah' deyince töreni terk ettiler
Günün en dikkat çeken haberinin altında SABAH imzası var! TMSF yönetimindeki SABAH hükümet yanlısı yayın yapmanın da ötesine geçti. SABAH artık Vakit'i, Yeni Şafak'ı bile gölgede bırakan haberlere imza atıyor!
18 Eylül 2007 Salı 14:55






AKP'nin yeni Anayasa taslağında neler var?
AKP'nin yeni Anayasa taslağında neler var?
Akademisyenler ile AKP’li hukukçuları biraraya getiren yeni anayasa taslağına son şekli verildi.
17 Eylül 2007 Pazartesi 09:17
Akademisyenler ile AKP"li hukukçuları bir araya getiren ve Sapanca"da yapılan toplantılar sonucunda yeni anayasa taslağına son şekli verildi. 3 gün süren kamp dün akşam saatlerinde sona erdi.

Toplantılarda kurulu en çok yoran iki madde, memur dokunulmazlığının kaldırılması ve türban yasağının nasıl aşılacağı konuları oldu. Anayasa taslağında yer alan ve memurların dokunulmazlık zırhını kaldıran düzenleme, TSK ve MİT personeli istisna tutularak kabul edildi. AKP"liler ile Bilim Kurulu"nun, bu konudaki görüş ayrılığı toplantının son günü aşıldı.

AKP"li üyeler, memurların dokunulmazlığını kaldıran düzenlemenin, tüm memurları kapsayacak şekilde olmasını istediler. Ancak Prof. Dr. Ergun Özbudun başkanlığındaki akademisyenler, görevlerinin niteliği gereği olarak yüksek risk altında çalışan Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensupları ile Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) personeli hakkında istisna getirilmesini talep ederek, bu kişiler hakkında soruşturma açılabilmesinin, bağlı oldukları idari mercinin iznine tabi olmasını istediler. Müzakereler sonucunda, TSK mensupları ile MİT personelinin dokunulmazlık zırhının idari mercinin izni ile kaldırılması konusunda mutakabat sağlandı ve kriz aşıldı. Kabul edilen öneri, Anayasa taslağına şu ifadelerle eklendi:

“Memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında işledikleri iddia edilen suçlardan ötürü ceza kovuşturması açılması, sadece kanunda belirlenen hallerde idari mercinin iznine bağlıdır”.

TÜRBAN NASIL AŞILACAK?

Toplantıda ortada kalan tek konu ise üniversitelerde türbanı serbest bırakan düzenleme oldu. Prof. Özbudun başkanlığındaki akademisyenler, konunun Anayasa Mahkemesi"ne gitmesinin önlenmesi için anayasal düzenlemenin şart olduğunu vurguladı. Aksi halde hukuki tartışmaların süreceği uyarısını yapan akademisyenler, “Hiç kimse kılık kıyafeti nedeniyle yüksek öğretimden yoksun bırakılamaz” ifadesinin anayasaya girmesiyle tartışmaların sonlanacağını ifade ettiler. AKP"li üyeler ise böyle bir düzenlemenin AKP karşıtları tarafından farklı yorumlanarak anayasaya gölge düşürülmesine yol açabileceğini belirttiler. Türban yasağının yönetmelik veya özel yasa ile aşılması gerektiğini savunan üyeler, bu konunun anayasada yer almaması gerektiğini işaret ettiler. AKP"li Komisyon üyeleri ile Bilim Kurulu, türban konusunda görüşbirliğine varamayınca, nihai kararın AKP MYK"da verilmesi uygun görüldü.

YENİ EKLENEN MADDELER

SAPANCA kampında AKP"li üyeler ile akademisyenlerin uzlaşarak anayasa taslağına aldığı maddeler şöyle sıralanıyor:

  • Genelkurmay Başkanı ve TBMM Başkanı Yüce Divan"da yargılanabilecek.

  • Yüksek yargı organı üyelerinin görev süreleri 9 yılla sınırlandırılacak.

  • Jandarma Genel Komutanı MGK üyeliğinden çıkarılacak.

    YAŞ"TA YARGI YOLU AÇIK

  • Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) ile Yüksek Askeri Şûra (YAŞ) kararları yargı denetimine açılacak.

  • MİT ve Emniyet"in telekulak ayrıcalağı kaldırılacak. Buna göre hiçbir kurum, hakim kararı olmaksızın hiç kimseyi dinleyemeyecek.

  • Vatandaşlık tanımı 1924 Anayasası"ndaki gibi olacak. Buna göre, Türkiye Cumhuriyeti"ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkese, din ve ırk farkı gözetilmeksizin Türk denecek.

    DİN DERSİNE MUAFİYET

  • Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi ilk ve ortaöğretimde zorunlu dersler arasında olacak. Ancak isteyen bir dilekçe vererek bu dersten muaf olabilecek.

  • Anayasanın değiştirilemez nitelikteki ilk dört maddesi 1982 Anayasası"ndaki gibi aynen korundu. Ancak başlangıç bölümü değiştirildi. 1982"de başlangıç metni Anayasa"nın bir parçası olarak kabul edilirken, yeni taslakta anayasanın bir parçası olarak düzenlenmedi.

  • Egemenlik tanımı netleştirildi. Taslağa göre Türk Milleti egemenliğini sadece yasama, yürütme ve yargı organları eliyle kullanabilecek.

    KÜRTÇE DERSİ

  • Taslakta Prof. Özbudun"un önerdiği, “Eğitim ve öğretim dili Türkçe"dir, Türkçe"den başka dillerde eğitim ve öğretim yapılması ile ilgili esaslar demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olarak kanunla düzenlenir” maddesi aynen kabul edildi. Böylece Kürtçe"nin okullarda seçmeli ders olarak okutulmasının önü açıldı.

  • Prof. Özbudun"un, MGK"ya cumhurbaşkanının yerine başbakanın başkanlık etmesi yönündeki önerisi kabul edilmedi. Buna göre mevcut anayasadaki gibi MGK"ya yine cumhurbaşkanı başkanlık edecek.

  • Cumhurbaşkanlarının ilköğretim mezunu olabilmesine olanak tanıyan Bilim Kurulu önerisi kabul edilmedi. AKP"lilerin önerisi ile cumhurbaşkanının yükseköğretim mezunu olması korundu.

  • Taslaktaki en tartışmalı düzenlemelerden birisini oluşturan din ve inanç hürriyetini düzenleyen madde aynen kabul edildi. Buna göre, “Herkes din ve inanç hürriyetine sahiptir. Bu hak tek başına veya topluca alenen veya özel olarak ibaret, öğretim, uygulama ve ayin yapmak suretiyle dinini ve inancını açıklama ve bunları değiştirebilme hürriyetini de içerir. İbadet ve dini ayin ve törenler kamu düzenini, genel sağlığın, genel ahlakın veya başkalarının hak ve hürriyetlerininh korunması amaçlarıyla sınırlanabilir” hükmü kabul edilmiş oldu.

    DOKUNULMAZLIK KALKIYOR

  • Bilim Kurulu"nun önerisini kabul eden AKP"li kurmaylar, “zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, hileli iflas, kaçakçılık ve ihaleye fesat karıştırma suçlarını işleyen vekiller hakkında soruşturmaya” olur verdi. Ancak vekillerin tutuklanabilmesi için Meclis Genel Kurulu"nun kararı gerekecek.

  • Yasaların anayasaya uygunluğuna dair dava açma yetkisi yeniden düzenlendi. Anayasa Mahkemesi"ne anamuhalefet dışında, parti ayırımı gözetmeksizin 55 vekilin imzasıyla da iptal davası açılabilecek.

    KÖŞK"ÜN ATAMA YETKİLERİNE TIRPAN

  • Cumhurbaşkanı"nın üniversitelere ve yüksek yargıya atama yapma yetkisi kaldırıldı.

  • YÖK sadece planlama ve kordinasyondan sorumlu tutulurken, rektörlerin ünevirseteler tarafından seçilmesi belirlendi.

  • Sivil Toplum Örgütleri"ne de anayasal güvence sağlandı.




    SON KARARI ERDOĞAN VERECEK

    ANAYASA kampında üniversitelerde türbanı serbest bırakan düzenleme ortada kaldı. Bilim Kurulu, konunun Anayasa Mahkemesi"ne gitmesinin önlenmesi için anayasal düzenlemenin şart olduğunu vurguladı. AKP cephesi ise bunun AKP karşıtları tarafından farklı yorumlanıp anayasaya gölge düşürülmesine yol açabileceğini belirterek türban yasağının özel yasa ile aşılması gerektiğini savundular. Türban konusunda görüşbirliğine varılamayınca, bu konudaki son kararın Başbakan Tayyip Erdoğan başkanlığında çarşamba günü toplanacak AKP Merkez Yürütme Kurulu"nda (MYK) verilmesi uygun görüldü.
  • (ensonhaber.com)



    8 Ağu 2007

    Resimlerin dili...

    Oktay EKŞİ

    oeksi@hurriyet.com.tr

    Resimlerin dili...


    TAYYİP Erdoğan’ın haline bakınca şimdiki çocuklar ne diyorlar bilmiyoruz ama bizim o çağlarımızda "Tarzan zor durumda" derdik.

    Gerçekten Tayyip Erdoğan seçimde kazandığı büyük zaferin keyfini sürmeye vakit bulamadan birbiriyle çelişen ve çözmek isterken problem de üreten bir sürü açmazla boğuşmak zorunda kaldı.

    Call Turkey for Only 3.9¢ /min - NO PINS

    Tabii en çetrefil olanı da cumhurbaşkanlığı konusu...

    Ortada hem Abdullah Gül’ü kamuoyu önünde "aday" göstermiş ve seçim meydanlarında "mağdur edildik" edebiyatı yapmış olma gerçeği, hem de değişen koşullarda o sözden geri dönme ihtiyacı var.

    Gerçi Tayyip Erdoğan henüz "Gül’ün adaylığından vazgeçtik" demedi. Tam tersine, içinde bulunduğu sıkıntıdan kendisini kurtarma inceliğini göstermesini bekleyerek topu Gül’e attı. Gül’ün örneğin, "Seçimden sonraki koşullar benim adaylıkta ısrar etmemin doğru olmayacağını gösteriyor" türü bir demeçle yeni bir ismin önünü açmasını istedi.

    Netfirms Web Hosting

    Lakin günlerdir gördüğümüz gibi Gül buna hiç yanaşmadı. Hatta emrivaki yapmak istercesine tuttu bir basın toplantısı düzenledi. Orada "Meydanların sesine kulak vermeye mecburuz" dedi. Lafı, "Seçim sonuçları halkımızın benim adaylığımı desteklediğini gösteriyor"a getirdi. Elbet yarım ağızla da olsa bu konuda "Genel Başkanın belirleyici olduğuna" değindi. Ama her şey gösteriyordu ki Gül kendi adaylığının unutulmasına razı değildi. Bu nedenle "Ben hálá varım ve kararlıyım" mesajı vermekteydi.

    Nitekim o tavrı bugüne kadar değişmedi.

    Değişmediği için de Erdoğan’ın sıkıntısı bitmedi.

    "Peki ama neden?" diyebilirsiniz. Çünkü bir öncekinden daha çok oy alarak iktidara gelmiş bir partinin lideri, eli daha güçlü -ve bir bakıma muhalefetin sesini de kısmaya muvaffak olmuş- iken niçin Gül’ün adaylığında ısrarlı olduğunu söylemesin?

    Galiba bu sorunun yanıtı Başbakan Tayyip Erdoğan’la Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın 4 Mayıs 2007 öğleden sonra Dolmabahçe’deki Başbakanlık Ofisi’nde yaptıkları 2 saat 15 dakikalık görüşmede yatıyor.

    Bu görüşmenin içeriğini bugüne kadar ne Erdoğan açıkladı ne de Büyükanıt. Tam tersine, iki taraf da "Birbirimize bu konuda söz verdik. Ne görüştüğümüzü kimseye açıklamayacağız" dedi. O nedenle görüşülenleri -Erdoğan’ın "kardeşim gibidir" diyecek kadar yakını olmasına rağmen- çok muhtemelen Abdullah Gül de bilmiyor olabilir.

    İçerik gizli kalınca ister istemez insan zihni devreye giriyor. Olayların seyrine bakıp bilmecenin parçalarını yan yana getirip bir açıklama yapma zorunluğu doğuyor.

    İşte o kayıtla diyoruz ki çok muhtemelen Başbakan Erdoğan, "Cumhurbaşkanı seçilecek kişinin aynı zamanda Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Başkomutanı sıfatını da kazanacağını" ve "Büyük Atatürk’ün mevkiini işgal edeceğini" vurgulayan Yaşar Büyükanıt’ın dile getirdiği beklentilere hak vermiştir. Büyükanıt’a muhtemeldir ki "Duyarlığınızı anlıyorum. Bunun gereğini yapacağım" türü bir söz vermiştir. O sözün gereği, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin de içine sindirebileceği bir ismin Cumhurbaşkanı seçilmesidir.

    Bülent Arınç’ın dünkü basın toplantısında "Genel Başkan’ın elini rahatlatmanın, herkese düşen bir görev olduğunu" dile getirmesi de çok muhtemelen Gül’e, "adaylıktan çekil" mesajıdır.

    O nedenle diyoruz ki, Çankaya resmindeki görüntü anlaşıldığına göre Abdullah Gül değildir. (Hurriyet)

    4 Ağu 2007

    Dev anket: Abdullah Gul aday olsun mu?

    Dev anket: Abdullah Gül aday olsun mu?

    4 Ağustos 2007



    Dev anket: Abdullah Gül aday olsun mu?

    Abdullah Gül, kendi internet sitesinde yaptırdığı anketini sitesinden kaldırdı. İddialara göre anketinde "hayır" diyenlerin oranı yüzde 55, "evet" diyenlerin oranı yüzde 45 çıktı.

    Soru ise şuydu: "Sn Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanı olmasını destekliyor musunuz?"

    Günlerdir AKP yönetimi adaylarını resmi olarak açıklamıyor. Gül ise düzenlediği basın toplantısı ile adaylığını imâ etti.

    Biz farklı bir soru soruyoruz.

    Abdullah Gül aday olsun mu, olmasın mı?
    Evet, olsun.
    Hayır, olmasın.
    Bu konuda Türkiye ikiye bölündü. Bir kesim Gül'ün aday olması gerektiğini düşünüyor. Bir başka kesim ise gerilim yaratmaması için olmaması gerektiğini söylüyor.

    Bu anketi yaparken amacımız. Gül'ün Cumhurbaşkanlığı'na uygun olup-olmadığınının sorgulanması değildir.

    Anketin amacı şudur:

    -Stratejik olarak sizce Gül'ün aday olması doğru mudur?

    Farklı görüşler ise şöyle:

    Birinci Görüş:
    -Aday olmalıdır. Çünkü Gül seçim öncesinde anayasal hakkını kullanıp aday olmuştur. Ancak bazı kurumların yöntemleriyle haksızlığa uğratılmıştır. Bunun üzerine seçime gidilmiş ve seçimden çıkan oylarla büyük destek almıştır. Şimdi aday olmazsa miletin verdiği desteği görmezlikten gelmiş olacak. Bu da millet iradesine ve demokrasiye aykırıdır.

    İkinci Görüş: 5% Discount on all jewelry

    -Türkiye Cumhurbaşkanlığı sürecinde çok ciddi şekilde kamplaşmaya ve gerginliğe düşürülmüştür. Hem cumhurbaşkanının, Hem Meclis Başkanı'nın hem de Başbakan'ın eşinin başının türbanlı olması Türkiye'nin dünyaya verdiği görüntü açısından zararlı olacaktır. En azından şimdilik bu gerilim tırmandırmamak için Gül aday olmamalıdır. Bu konu uzlaşılarak daha sonraki bir tarihte aşılmalıdır.

    TUFAN TÜRENÇ
    Göründüğü kadarıyla ters rüzgarlar esmeye başladı bu konuda. Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı olmasıyla ilgili olumlu hava biraz olumsuza dönmeye başladı gibi görünüyor. Kendi sitesindeki anket de bu yüzden kaldırılmış olabilir. Göründüğü kadarıyla Cumhurbaşkanlığı seçimi ilginç bir noktaya ilerliyor. Yani burada tabi Tayyip Bey’in ne düşündüğünü tam bilemediğimiz için daha ileri bir yorum yapamıyoruz ama Abdullah Gül aday olmazsa kimse bunu sürpriz olarak görmesin.

    YALÇIN DOĞAN
    Abdullah Gül’ün yerinde olsam ben aday olmazdım. Çünkü Türkiye’yi erken seçime getiren siyasal bunalım Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı adaylığıyla başladı. Geldiğimiz noktada her ne kadar AKP çoğunluk elde etmiş olsa bile bence önümüzdeki siyasi dönemi belirleyecek olan Başbakan Erdoğan’ın seçim gezisi ve partisinden yaptığı konuşmadır. Orada Erdoğan kendisine oy vermeyenlere rahat olun çağrısında bulunurken Cumhurbaşkanlığı konusunda da uzlaşma arayacağı mesajını verdi. Bu mesaj sadece muhalefet partilerine değil, Abdullah Gül’e bir mesajdı. Gül’ün adaylığı yeni bir siyasal bunalım yaratabilir. Bu toplumu rahatsız eden ve edecek olan bir adaylık olur. Gül aday olmazsa bunalım bütünüyle ortadan kalkar gibi geliyor bana.

    CÜNEYT ÜLSEVER

    Parlamenter Demokrasinin kuralları uygulanacaksa Cumhurbaşkanlığı önce Tayyip Erdoğan’ın hakkıdır. Ama bu hakkı kendisi kullanmazsa hak Abdullah Gül’e geçer.
    Bu safhadan sonra bu hakka engel olunacaksa 27 Nisan’dan daha vahim bir hata yapılmış olunur. Öte yandan AKP kendisi bu haklarından vazgeçerse, yani hanfendisinin başı açık ılımlı birinin adaylığını öne sürerse bu sefer de kendine emanet edilmiş olunan oylara ihanet etmiş olur.

    3 Ağu 2007

    Mumtazcigim salon isini agirdan al

    Mümtazcığım salon işini ağırdan al

    3 Ağustos 2007

    Şükrü Küçükşahin

    Mümtazcığım salon işini ağırdan al Anavatan’la birleşme toplantısının ardından DYP Genel Başkan Yardımcısı Mümtaz Yavuz’u sabah 06.05’te arayan Mehmet Ağar "Mümtazcığım salon işini ağırdan al" dedi. Bu aslında merkez sağın çöküşünün ilk işaretiydi.

    Join LearnVisualStudio.NET Today and Save $15

    4 MAYIS 2007 sabahı Mümtaz Yavuz çok yorgundu. DYP Genel Başkan Yardımcısı sabaha kadar süren Anavatan’la birleşme toplantısından yeni çıkmıştı. Saat tam 06.05’te cebi çaldı. Arayan genel başkan Mehmet Ağar’dı.

    - Buyurun Sayın Genel Başkan...

    - Mümtazcığım salon işini ağırdan al...

    Dinleyenler için fazla anlam ifade etmeyen salon kiralama diyaloğu aslında 22 Temmuz seçimlerini etkileyecek bir siyasi gelişmenin, merkez sağın çöküşünün ilk işaretiydi.

    Sabaha kadar Erkan Mumcu ile pazarlık eden Mehmet Ağar, aynı gün öğleden önce, saat 11.00’de erteleme talebini Anavatan’a resmen iletti.

    - Erkan Bey aceleye getirmeyelim, bir gün erteleyelim, akşama buluşup bir daha konuşalım.

    - Olur, ama bu işin acelesi takvimden kaynaklanan bir durum.

    DYP ile Anavatan arasında sabah saat 06.00’da imzalanan protokolün açıklaması Mehmet Ağar’ın

    ’Para alsam seçime girerdim’

    ANAVATAN Partisi ile Doğru Yol Partisi’nin birleşme sürecinde nelerin olduğunu taraflar konuştukça daha iyi anlayabileceğiz.

    Dün ANAVATAN Genel Başkanı Erkan Mumcu ile konuştum.

    O süreçte nelerin olduğunu ve nedenlerini öğrenmek istedim.

    Mumcu, "Nelerin olduğunu biliyorum ama bunların neden olduğunu bilemiyorum" dedi.

    Mumcu ile samimi bir konuşma yaptık. Bana yalan söylemesi için bir nedeninin olmadığını bildiğim ve kendisini eskiden beri tanıdığım için anlattıklarına güveniyorum ve sizlerle de paylaşacağım.

    MEHMET Y. YILMAZ'IN YAZISININ DEVAMI İÇİN TIKLAYIN...

    talimatıyla böylece geciktirildi. İki başkan ancak 24 saat süren ve Bayar Köşkü’nde noktalanan ek pazarlık sonucunda ertesi gün öğle saatlerinde kameraların karşısına geçip anlaşmayı kutlayabildi.

    GÜVEN BUNALIMI VE BEYAZ YALAN


    Poser 7 - Complete 3D Figure Design
    İki lider arasındaki güven bunalımı, aslında daha ilk günden itibaren vardı. İki partinin birleşme görüşmelerine zemin hazırlayan ATO Başkanı Sinan Aygün bu tereddüdün canlı tanığıydı. Aygün, 3 Mart günü yani protokolden 2 ay önce Erkan Mumcu’dan şu soruyu duymuştu:

    - Ben birleşmeye varım, ama Mehmet Bey’in bu işi gerçekten istediği konusunda kuşkum var. Mehmet Bey’e güvenilmeyeceği söyleniyor. Sen güveniyorsan, ben varım.

    Aygün, hemen ertesi gün Mehmet Ağar’ın evine gitti. Bu kez Ağar sordu:

    - Mumcu benim için ne düşünüyor?

    Aygün birleşme sürecine zarar vermemek için lafı çevirdi:

    - Size olumlu bakıyor, güveni var. Çok istekli, siz de ’Evet’ derseniz yola çıkılacak.

    Fiyaskonun perde arkası/_newsimages/3838068.jpg

    DEMOKRAT
    Parti bir projeydi. Türk siyasetine yön vermek, AKP-CHP kutuplaşmasına bir alternatif olmak, toplumdaki uzlaşmacı siyaset ihtiyacına cevap vermek için üretilmiş, büyük bir merkez sağ projesi. Ancak projenin DYP ayağındaki Mehmet Ağar’a göre 25 yıl birbirine küfretmiş iki yapıyı birleştirmek için verilen zamanın darlığından, ANAVATAN ayağındaki Erkan Mumcu’ya göre sahtecilik yüzünden olmadı. Başlamadan çöktü. Bu dizide, fiyaskonun perde arkasını öğreneceksiniz. Şimdiye kadar kamuoyuna yansımayan, kapalı kapılar arkasında kalan çöküş anekdotlarını okuyacaksınız.

    Bu köşkte imzalandı/_newsimages/3838066.jpg

    Mümtaz Yavuz’un bürosunda, Mehmet Ağar ve Erkan Mumcu başkanlığındaki heyetlerin sabah 06.00’ya kadar yaptığı toplantıda üzerinde mutabakat sağlanan konular, "Protokol" başlığı altında metne döküldü. Yazma işlemini Yavuz ile Anavatan Grup Başkanvekili Süleyman Sarıbaş üstlendi. Bu ön protokol, aynı akşam Bayar Köşkü’ndeki görüşmelerden sonra zenginleştirilip iki lider tarafından imzalanarak hayata geçirildi.

    Ağar büyüğüm evine giderim

    Sinan Aygün’ün görüşmelerinden sonra, arabulucular devreye girdi. Gazeteci Celal Kazdağlı ile Mehmet Ağar’ın /_newsimages/3838067.jpgdanışmanı Osman Bostan liderleri buluşturmaya çalıştı.

    Celal Kazdağlı’nın ilk durağı 12 Nisan’da Erkan Mumcu oldu:

    - Erkan Bey, mutlaka Ağar’la bir araya gelmelisiniz.

    - Reddetmem, ama muhatabımdan aynı samimiyeti görmek isterim.

    Bu sözler Kazdağlı için ilke anlaşması anlamına geliyordu. Sıra buluşma yerinin tespitine geldi. Erkan Mumcu, "O benden büyük, ben onun evine gideyim" deyince mesele çözüldü.

    Kazdağlı, Osman Bostan’la birlikte 16 Nisan günü Erkan Mumcu’yu kendi otomobiliyle Ağar’ın evine götürdü. Evde Emel Ağar dahi yoktu, görüşme dışarıya sızmadı.

    ATAKULE’YE KEYİF YÜRÜYÜŞÜ

    PC MacLAN 3-user Download
    Ağar’ın evindeki görüşme bir saat sürdü ve birleşme kararına varıldı. Dört gün sonra iki lider Cinnah Caddesi’ndeki bir büroda buluştu. Günlerden cumaydı, aslında iki lider de cuma namazına gidecekti. Ama zamanın nasıl geçtiği anlaşılamadı ve namaz kaçtı.

    İlk fark eden Ağar oldu, saatine baktı:

    - Neyse bu da hayırlı bir iş, memleket, millet için. Allah affetsin.

    Bürodan ayrılan Ağar’ın keyfi yerindeydi.

    Celal Kazdağlı’nın koluna girip Cinnah Yokuşu’nu tırmandı. Atakule’ye kadar yolunu kesenler, otobüsten inip "Birleşin bizi kurtarın" diye destek verenler oldu.

    Demokrat Parti var, görseli yok

    Her şey, görünürde iyi gidiyordu. 5 Mayıs’taki birleşme protokolü için Anavatan, Dedeman Oteli’nin büyük salonunu kiraladı.

    Ancak iki liderin ortak basın toplantısının yapılacağı salona giren Anavatanlılar şaşırdı.

    Toplantıya bir saat kala ortalıkta sadece DYP bayrak ve amblemleri vardı.

    Erkan Mumcu’nun Özel Kalem Müdürü Şükrü Demiryürek, kardeş partinin yöneticilerine sordu:

    - DP görseli koysak daha iyi olmaz mı?

    - Elimizde yok ki...

    Demiryürek, yeni partinin amblemini hatırladı.

    Türkiye haritası üzerine kırat figürü, DP’nin yeni amblemiydi. Bu amblemi kullanmak isteyen Demiryürek, son bir rötuş yaptı. Kırat’ın yönünü Doğu’dan Batı’ya çevirdi, soranlara da, "Türkiye Batı’ya koşuyor" dedi. DP’nin amblemindeki bu önemli değişiklik, böylece siyasilerin haberi bile olmadan tamamlanmıştı.

    - DEVAM EDECEK - (Hürriyet)


    28 Tem 2007

    AKP’ye kim oy verdiye cevap

    Baykal: AKP, milyar dolarlarla, vaatlerle bir sürü oyunlarla seçimi kazandı

    TERCÜMAN’A konuşan CHP Lideri, AKP’nin seçim zaferinin ardında paranın yattığını savunarak, çarpıcı iddialarda bulundu: Muhtarlarla para dağıtıldı

    Yardım kesilir korkusu yayıldı

    “TOKİ’LERLE, ev ve araba kredileriyle, işçilere kadro verilerek, yardım paketleriyle, insanlara, ‘İktidar olamazsak bu paralar kesilecek’ korkusu yayıldı.”

    Paranın gücüyle iktidar oldular

    22 TEMMUZ seçim sonuçlarını Tercüman’a değerlendiren Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Deniz Baykal, AKP’nin seçim zaferinin arkasında yatan gerçeğin ‘para’ olduğunu ileri sürdü.

    Tercüman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ufuk Büyükçelebi ve Ankara Temsilcisi Metin Özkan’a özel açıklamalar yapan Baykal, dünyadaki likidite bolluğundan taşan sıcak paranın Türkiye’ye de gelmesinin AKP hükümetinin en büyük şansı olduğunu söyledi. AKP iktidarının Türk halkını kredilerle rehin aldığını savunan Baykal, “2001 krizinden çıkmış bir ülkede, TOKİ’lerle, ev ve araba kredileriyle, geçici işçilere kadro verilerek, yardım paketleri dağıtılarak, muhtarlara para dağıtılarak halkı ekonomik olarak rehin alan AKP iktidarı, seçim süresince vatandaşlara müthiş paralar dağıttı. İnsanlara iktidar olamazsak bu paralar, imkanlar kesilecek korkusu yaydılar” iddiasında bulundu.

    Medya ordusu kurdular

    “Siyasetin finansmanı şeffaf olmalıdır” diyen Baykal, AKP’nin 4.5 yıllık iktidarı döneminde kendi medyasını da oluşturduğunu ileri sürdü. Sokaklarda dağıtılan bedava gazetelere de dikkat çeken Baykal, AKP’yi kurdukları medya ordusu ve hayır dernekleri aracılığı ile para dağıtmakla itham etti.

    Seçimlerin ardından Türkiye siyasetinde yeni bir sayfanın açıldığına işaret eden Baykal, bu dönemin uzlaşma anlayışıyla gelişip gelişmeyeceğini belirleyecek en temel konunun Cumhurbaşkanlığı seçimi olduğunu vurguladı. “Bu sayfanın bir uzlaşma ve işbirliği anlayışı içinde gelişmesi hepimizin dileğidir’’ temennilerinde bulunan Baykal, yeni döneme ilişkin görüşlerine şöyle aktardı:

    ‘Uzlaşma yararlı olur’

    “Başbakan, seçimlerden önce Cumhurbaşkanının uzlaşmayla seçileceğini kamuoyuna ilan etmişti. Seçimlerin ertesinde beni aradı ve bu anlayışını tekrar etti. Cumhurbaşkanı adayı arayışını muhalefetle de görüşerek sürdüreceğini açıklamış olması memnuniyet vericidir. Şimdi, Sayın Başbakan’ın bu doğrultuda yapacağı girişimleri bekliyoruz. Sayın Başbakan, umarım, muhalefetle işbirliği içinde, uzlaşmayla Cumhurbaşkanı seçme anlayışını sürdürmektedir. Geçen dönemin gerginliklerini, çatışmalarını, bu Meclis’e taşımak çok yanlış bir başlangıç olur. Uzlaşma politikası AKP için de Türkiye için de yararlı olacaktır.’’

    ‘Söylenenler yalan’

    Life Extension Products

    Zülfü Livaneli’nin, “Erdoğan’la gizlice yemekte buluşup anlaştı” iddiasına da değinen Baykal, “Livaneli gülünç oluyor. İddialarının tamamı gerçek dışıdır. Kendi içinde tutarsız. Tarihler bile iddialarını çürütüyor. Sözünü ettiği 22 Şubat 2003’te Başbakan Erdoğan’la ne konuşmuş olabilirim? Ben meydanlarda söyledim, dedim ki; ‘1 Mart tezkeresiyle ilgili olarak ben Başbakan’a, bu 65 bin ABD askeri Türkiye’den ne zaman gidecek?’ O da ‘vallahi ben de bilmiyorum’ dedi. Bunu meydanlarda, televizyonda söyledim zaten. İşte sözünü ettiğim soruyu sorduğum, bu konuların konuşulduğu bir görüşmedir o. Ne bir AKP’liyle ne de Erdoğan’la, Erdoğan’ın yasaklarının kalkmasıyla ilgili bir görüşmem olmadı” diye konuştu.

    “Yanlış politikaların takipçisiyiz”

    AKP’nİn aldığı yüzde 46.6’lık oya da değinen Baykal, “Demokrasi tarihinde böyle olaylar yaşanmıştır. Daha önce de gücünü arttırarak iktidara gelenler oldu. İktidarlar gelir geçer. Demokrasilerde en güçlü göründüğünde bile en zayıf noktaya gelebilirsin” dedi. AKP’nin yanlış politikalarının takipçisi olmaya devam edeceklerini söyleyen Baykal, devletin bütünlüğünün, Anayasa’nın ve Cumhuriyet’in temel ilkelerinin hasar görmesine müsaade etmeyeceklerinin altını çizdi.

    “Bir bardak suya muhtaç kalacağız”

    Link to main page with intro

    Türkİye’nİn iki büyük kenti İstanbul ve Ankara’da önümüzdeki günlerden itibaren su ve elektrik kesintilerinin olacağını hatırlatan Baykal, “AKP iktidarı, bol harcama döneminde Türkiye’nin gerçek sorunlarına çare olamadı. Türkiye’nin başkentini bir bardak su bulamaz hale getirdiler” diye konuştu. AKP’nin su kesintilerini ve elektrik zamlarını seçimden önce oy kaygısı yapmadığını savunan Baykal, iktidarın yanlış politikalarının önümüzdeki günlerde ortaya çıkacağını öne sürdü.



    28.07.2007 (Tercuman)

    26 Tem 2007

    8.5 saat uyu, 2 saat eglen 3 saate yakin calis yeter

    8.5 saat uyu, 2 saat eğlen 3 saate yakın çalış yeter




    8.5 saat uyu, 2 saat eğlen 3 saate yakın çalış yeter Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları bir günlerinin 8 saat 32 dakikasını uykuda, 2 saat 47 dakikasını çalışma ve iş arama için, 2 saat 14 dakikasını kitle iletişim araçları kullanımında harcıyor.

    Skype Store Europe

    1 saat 54 dakikasını sosyal hayat ve eğlence ile, 22 dakikasını eğitimde, 15 dakikasını hobiler ve oyunlarla, 7 dakikasını sporla geçiriyor.

    TÜRKİYE Cumhuriyeti yurttaşları bir günlerinin 8 saat 32 dakikasını uykuda, 2 saat 47 dakikasını çalışma ve iş arama için, 2 saat 14 dakikasını kitle iletişim araçları kullanımında harcıyor. 1 saat 54 dakikasını sosyal ve eğlence ile, 22 dakikasını eğitimde, 15 dakikasını hobiler ve oyunlarla, 7 dakikasını sporla geçiriyor. Türkiye İstatistik Kurumu, ilk kez uygulanan Zaman Kullanım Anketi’nin 2006 sonuçlarını açıkladı. 5070 hanede 15 yaş ve üzerindeki 11 bin 815 kişi ile gerçekleştirilen ankete göre; Türkiye yurttaşları bir günlerinin 8 saat 32 dakikasını uykuda, 3 saat 5 dakikasını hanehalkı ve ev bakımı için, 2 saat 47 dakikasını çalışma ve iş arama için, 2 saat 42 dakikasını yemek ve diğer kişisel bakımda, 2 saat 14 dakikasını kitle iletişim araçları kullanımında, 1 saat 54 dakikasını sosyal ve eğlence ile, 1 saat 18 dakikasını seyahat ve belirlenmemiş zaman kullanımı ile, 46 dakikasını gönüllü işler ve toplantılarla, 22 dakikasını eğitimde, 15 dakikasını hobiler ve oyunlarla, 7 dakikasını sporla geçiriyor.


    EV İŞİ, KADININ: Erkekler 8 saat 27 dakika, kadınlar 8 saat 32 dakika uyuyor. Erkekler 4 saat 27 dakika, kadınlar 2 saat 47 dakikayı çalışma ve iş aramaya ayırıyor. Yemek ve diğer kişisel bakıma erkekler 2 saat 45 dakika, kadınlar 2 saat 42 dakika harcıyor. Çalışma ve iş arama ile erkekler 4 saat 27 dakika, kadınlar 1 saat 8 dakika geçiriyor. Eğitimde erkeklerin 24 dakikası, kadınların 20 dakikası kullanılıyor. Hanehalkı ve ev bakımı için erkekler 51 dakika, kadınlar 5 saat 17 dakika harcıyor. Gönüllü işler ve toplantılarda erkekler 37 dakika, kadınlar 54 dakika geçiriyor. Sosyal yaşam ve eğlence için erkekler 1 saat 50 dakika, kadınlar 1 saat 57 dakika kullanıyor. Spora erkekler 10, kadınlar 4 dakika ayırıyor.

    KİTLE İLETİŞİM ARAÇLARI: Hobiler ve oyunlar için erkekler 25, kadınlar 5 dakika harcıyor. Kitle iletişim araçları erkeklerin 2 saat 20, kadınların 2 saat 7 dakikasını alıyor. Seyahat ve belirlenmemiş zaman kullanımı erkeklerde 1 saat 43 dakika, kadınlarda 55 dakika sürüyor. Kadınların hanehalkı ve ev bakımına ayırdığı sürenin ayrıntısına bakıldığında bu işler için harcadıkları zamanın yüzde 46’sı yiyecek hazırlama, pişirme, bulaşık yıkama gibi faaliyetlerde, yüzde 21.2’si konutun temizlenmesi ve bakımında, yüzde 13.8’i ise çocuk bakımında geçiyor. Erkekler gün içindeki ortalama 51 dakikanın yüzde 13.5’ini yiyecek hazırlama, pişirme, bulaşık yıkama faaliyetlerine, yüzde 20.4’ünü ise çocuk bakımına ayırıyor. Eğitim seviyesine göre incelendiğinde; okur-yazar olmayan fertler yemek hazırlama, konut temizliği ve bakımı, bahçe işleri, çocuklarla ilgilenmek faaliyetlerini içeren hanehalkı ve ev bakımına 4 saat 10 dakika ayırırken, ilkokul mezunları 3 saat 34 dakika, ortaokul ve lise mezunları ortalama 2 saat 17 dakika bu faaliyetlerde geçiriyor.

    Avrupa’nın ’uyku rekortmeni’ olduk çalışmada geri kaldık

    ZAMAN Kullanım Anketi sonuçlarına göre, seçilen Avrupa ülkeleri ile Türkiye karşılaştırmasında, Türklerin en çok uyuyup, en az çalışan ve eğitim alan millet olduğu belirlendi. Uykuya; Türkiye’de erkekler 8 saat 27 dakika, kadınlar 8 saat 36 dakika ayırırken; Belçikalı erkekler 8 saat 1 dakika, Belçikalı kadınlar 8 saat 16 dakika, Alman erkekler 8 saat, Alman kadınlar 8 saat 11 dakika harcadı. Fransa’da erkekler 8 saat 24 dakika, kadınlar 8 saat 38 dakika; Macaristan’da erkekler 8 saat 8 dakika, kadınlar 8 saat 18 dakika uyudu. Finlandiya’da erkekler 8 saat 12 dakika, erkekler 8 saat 22 dakikayı uykuda harcarken, İsveç’te erkekler 7 saat 52 dakika, kadınlar 8 saat 8 dakikayı günlük olarak uykuda geçirdi. İngiltere’de erkekler 8 saat 11 dakika, kadınlar 8 saat 25 dakika; Norveç’te erkekler 7 saat 53 dakika, kadınlar 8 saat 7 dakika uyudu.

    Yemek ve kişisel bakımda ikinciyiz

    YEMEK ve kişisel bakım için süre kullanımında ilk sırada Fransa, ikinci sırada Türkiye yar aldı. Fransa’da erkekler 2 saat 58 dakika, kadınlar 2 saat 57 dakika; Türkiye’de erkekler 2 saat 45 dakika, kadınlar 2 saat 38 dakikayı yemek ve kişisel bakıma ayırıyor.

    Köylü, kentliye göre daha az uyuyup daha çok çalışıyor

    ÇALIŞAN kesimde kır ve kentte zaman kullanımlarına bakıldığında; uykuya kırsalda 8 saat 2 dakika, kentte 8 saat 12 dakika ayrılıyor. Çalışma ve iş arama kırsalda 5 saat 1 dakika, kentte 6 saat 6 dakika sürüyor. Yemek ve diğer kişisel bakım için kırsalda da kentte de 2 saat 40 dakika harcanıyor. Hanehalkı ev bakımı kırsalda 2 saat 6 dakika, kentte 1 saat 16 dakika sürüyor. Sosyal yaşam ve eğlenceye kırsalda 1 saat 50 dakika, kentte 1 saat 19 dakika ayrılıyor. Kitle iletişim araçları kullanım süresi kırsalda 1 saat 47 dakika, kentte 1 saat 58 dakika oluyor. Seyahat ve belirlenmemiş zaman kullanımı kırsalda 1 saat 31 dakika, kentte 1 saat 38 dakika alıyor. Gönüllü işler ve toplantılar için kırsalda 41 dakika, kentte 22 dakika harcanıyor. Hobiler ve oyunlar için kırsalda 14, kentte 16 dakika kullanılıyor. Eğitim için kırsalda 4, kentte 6 dakika ayrılıyor. Spor için kırsalda 4 dakika, kentte 6 dakika geçiyor. (Hurriyet)

    Business Class Email Suite Ayda Yalnızca 4.99$'a!

    25 Tem 2007

    Pew anketinden cikan sonuc:

    Pew anketinden çıkan sonuç: Türkler hayatından memnun


    A.A.

    Pew anketinden çıkan sonuç: Türkler hayatından memnun Pew Araştırma Merkezi adlı Amerikan kuruluşunun yayımladığı yeni "küreseleğilimler" raporuna göre, Türkler, son beş yıl içinde “daha tatmin edici bir yaşam” sürdürüyor. Türklerin yüzde 77'si ise ABD'yi potansiyel askeri tehdit olarak görüyor.

    AKP TATMİN EDİYOR

    Pew Araştırma Merkezi'nin, 47 ülkeyi içeren kapsamlı kamuoyu araştırması, Türkler'in son beş yıl içinde “daha tatmin edici bir yaşam” sürdüğünü ortaya koydu. Türkiye'den 971 kişinin denek alındığı çalışmada, “Gelecek nesil daha iyi mi yoksa daha kötü bir yaşam içinde mi olacak?” sorusuna, yüzde 31 oranında “daha iyi”, yüzde 51 oranında “daha kötü” ve yüzde 8 oranında da “aynı” yanıtı verildi.

    Türk halkının yüzde 46'sı ekonomik durumu iyi olarak değerlendirirken, hayatlarından memnun olanların oranı ise yüzde 26'da kaldı.

    Nisan-Mayıs aylarında 47 ülkede yapılan anketin verilerinden yararlanılarak hazırlanan raporda, Türk halkının yüzde 64'ünün de ABD'yi Türkiye'ye yönelen en büyük tehdit kaynağı, yüzde 77'si de ABD'yi potansiyel askeri tehdit olarak değerlendirdiğine işaret edildi. Türklerin tehditler listesinde ABD'yi, yüzde 13 ile Irak, yüzde 9 ile Rusya ve yüzde 6 ile İran izledi.

    Pew tarafından üç hafta önce yayımlanan başka bir anket raporunda da Türk halkının sadece yüzde 9'unun ABD'ye olumlu baktığı dile getirilmişti.

    EN BÜYÜK SORUN TERÖR

    Yeni raporda da Türklerin yüzde 72'sinin, terörü ülkenin en büyük sorunu olarak gördüğüne işaretedildi. Anket verilerine göre, Türk halkının yüzde 63'ü siyasi liderleri beğenirken, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne olumlu bakanların oranı da yüzde 85 oldu.

    Medya ise anketin kaybedenleri arasında yer aldı. Ankete göre, Türklerin sadece yüzde 26'sı, medyanınolumlu bir rol oynadığını düşünüyor. (Hurriyet)



    www.AbeBooks.co.uk - Dünya'da yaynlanan 80 milyonun üzerinde Kitap.