19 Eyl 2007

Duzeltemeyecekseniz, bari bozmayin


Ekrem Kızıltaş
Düzeltemeyecekseniz, bari bozmayın…
Ekrem Kızıltaş
ekiziltas@milligazete.com.tr
19.09.2007

Anayasa çalışmaları üzerindeki tartışmalar ‘sesi gür çıkanların’ arzu ettiği yönde ilerliyor gibi.

‘Anayasanın ancak bir kurucu meclis tarafından yapılabileceği’ tezi birilerinin rüyalarını süsleyen bir fantezi olarak kalacak gibi ama ‘Kaldırılması teklif dahi edilemeyecek maddeler’ hususundaki baskılar netice verecek gibi.

21. Yüzyılda Anayasa’daki ‘kaldırılması teklif dahi edilemeyecek maddeler’ konusunu sürdürme ısrarının, kendilerini alabildiğine demokrat addedenlerden geliyor olması ilginç.

Asıl ilginç olan, tartışmaların aldığı seyrin, Milletimizin arzu ettiği birtakım hususları riske atıyor olması.

Umarız korkulanlar gerçekleşmez ama yorumlar, din eğitimi ile ilgili düzenlemelerin bir tür mesafe kaybı manasına gelebileceği yönünde.

1982 Anayasası 24. Maddesinin yeni hali ile ilgili teklifler, bizleri eskinin de gerisine götürecek gibi.

Tercih mi, muafiyet mi?

24. Madde’nin 4. fıkrasında yer alan “Din kültürü ve ahlâk öğretimi ilk ve orta-öğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır.” hükmü yerine önerilen alternatiflerden birisi, ‘Din Eğitimi ve Öğretimini’, öğrenci velisinin talebine bağlı olarak seçmeli ders haline getirirken; diğeri bu defa ‘Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi’ adı ile, istemeyenlerin muaf olabileceği şekilde, yine seçmeli hale getiriyor.

Biraz mübalağa ederek söylersek, ‘Dimyat’a pirince giderken, evdeki bulgurdan olma’ hali ile karşı karşıyayız.

Mevcut halde ‘Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi’ mecburi. Ve bu hususun yer aldığı 24. Madde, 4. fıkranın devamında “Bunun dışındaki din eğitim ve öğretimi ancak, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanunî temsilcisinin talebine bağlıdır.” deniliyor.

Daha ileri olduğu söylenen yeni halde, ‘Din Eğitimi ve Öğretimi’ olarak isteğe bağlı ya da; ‘Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi’ adı ile, bu defa muafiyet isteğe bağlı…

Uygulama’dan ne haber?

24. Maddenin mevcut halinin nasıl uygulandığını ve özellikle de, bu maddede yer alan, “Bunun dışındaki din eğitim ve öğretimi ancak, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanunî temsilcisinin talebine bağlıdır.” kısmının, nasıl bir yasak anlayışına malzeme yapılabildiğini biliyoruz.

Maddenin mevcut halinden, Kur’an Kursları ve Yaz Kur’an kurslarına getirilen sınırlamaları uygulamak için malzeme bulabilen zihniyetin, yeni hal gerçekleştiğinde neler yapabileceğini düşünmek bile istemiyoruz.

Eğer, ‘uygulamada bu meseleler halledilir’ diye düşünenler varsa, onlara da, şu ana kadar yapılamayanların bundan sonra da ‘yapılamayabileceğini’ hatırlatırız..

24. Maddenin diğer fıkralarında yapılması düşünülen değişikliklerin de ciddi bir şekilde gözden geçirilmesi gerekiyor ve umarız geçirilecektir de.

Bize yeni ve sivil olduğunu iddia ettikleri bir Anayasa hazırlamak için uğraşanlara elbette teşekkür etmemiz gerek. Ama yapacakları Anayasa, Millet olarak sahip olduğumuz hakları biraz daha geriye götürecekse, biz almayalım.

Kaldı ki, hemen her hususta batıya doğru bakma eğiliminde olanların, Din eğitimi ve öğretimi hususunda başka yönlere bakmalarını da anlayamıyoruz bir türlü...

Son söz: Düzeltemeyecekseniz, bari bozmayın...