| ADIM gibi eminim ki, Adalet ve Kalkınma Partisi hükümeti, başta İstanbul olmak üzere rant alanlarına göz dikmiş durumda. Şu Cumhurbaşkanlığı seçimi tantanası tamamlansın, AKP’nin önde gelenleri adeta bir rant avcısı kesilecek, sağa sola haber salacaklar; önce bildikleri rant alanlarına ilişkin harekete geçecekler, ardından yeni rant alanları keşfedecekler. Buna TOKİ kılıfı giydirilip, ‘kentsel dönüşüm projeleri’ adı altında yeşil katliamına start verilecek. Geçenlerde bir arkadaşım anlattı:
‘Eşim Pazartesi sabah Gümülcine’den taksiyle yola çıkıp İstanbul’a gelecekti. Sınıra yakın bir yerde müthiş bir yağmura tutulmuşlar. Yarım saat beklemek zorunda kalmışlar. Aynı gün Trakya ve İstanbul’da damla yağmur yağmadı!’ Öyle önemli bir tespit ki, Trakya’yı değil belki ama İstanbul’un su durumunu bize özetliyor. Bu denli küçük bir alanda böyle büyük bir imar yoğunluğu sözkonusu olursa, bu kadar çok nüfusun yerleşmesine izin verilse, beton ve asfalt yoğunluğu kuşkusuz ekolojik dengeyi bozar. İlkokul’dan başlamak üzere bize yağmurun nasıl yağdığı şöyle öğretilirdi. “ Sıcak hava buharlaşır yukarı çıkar, orada bulut oluşturur, bulutlar birbirine çarpar ve yağmur yağar!” Ekolojik dengede buharlaşıp yukarı çıkması lazım gelen hava elbette ağaçtan, ormandan, yeşilden üreyip yukarı çıkar. Senin havan, ağaçsızsa, ormansızsa, yeşilsizse, nasıl yağmur bulutu olur! Senin bu kadar binan, yapın olursa, nasıl yukarı hava transfer edebileceksin! O nedenle de Bulgaristan, Yunanistan ve Romanya’ı sel götürür. Ama o yağmur bulutları İstanbul ve Marmara’yı pas geçer ve Doğu Karadeniz’e yağış olarak iner. Doğa, yeşil kendisine yapılanı unutmaz! İntikamını alır! Hem de hiç beklenmedik bir andaÖ Hiç beklenmeyen bir şekilde... Allah sonumuzu hayretsin!
Ekonomik istikrara devam 22 Temmuz seçimlerinin sonucunda ‘istikrara devam’ diyen halkımıza birkaç küçük bilgi notu vermek niyetindeyim bugün. Öyle ya % 46.8’e bir şekilde ekonomi konusunda bilgi vermek gerekiyor! Onlar ‘ekonomik istikrara devam’ diye oy kullanmışsa, o gidişatın izlenimlerinden süzülen bilgilere de ihtiyaçları var kuşkusuz! Dünyanın en büyük bankalarından Fransız BNP Paribas’nın 2.2 milyar dolarlık mortgage fonlarını dondurmasıyla malum geçen hafta piyasalar sarsıldı. Sarsıntı sürecek mi bilemiyoruz ancak istikrara devam! Çünkü bizim borsa ve para piyasalarındaki istikrarlı! halimiz aynı ölçüde de kırılgan bir yapıda. Mortgage krizinin büyük kuruluşlara sıçramadan aşılabileceğini düşünen dünya piyasaları, bu açıklamanın ardından ilk kez olayın boyutlarının büyüyebileceği endişesine kapıldı.
BNP Paribas’nın açıklaması, perşembe günü dünya borsalarında satış dalgası yarattı.Yeniden alevlenen mortgage tedirginliği ile Avrupa borsaları iki günde yüzde 4’ü aşkın değer kaybederken, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası da sadece Perşembe ve Cuma günü %5.5 değer yitirdi. Endeks haftayı 49 bin 186 puanla kapattı. Üç haftalık global dalganın Türk borsasına faturası 15 milyar dolara ulaştı. Dolar kuru 1.30 seviyesini aşarken, bono faizleri de etkilendi ve faiz yüzde 17.8’e yaklaştı. Ama istikrara devam!
İsmet Solak’tan bir anı Deneyİmlİ Gazeteci İsmet Solak gazeteport.com sitesindeki köşesinde 8 Ağustos Salı günü önemli bir yazı kaleme aldı. ‘Basında tasfiye dönemi’ başlıklı yazıdan bir bölümü sizlerle paylaşmak istiyorum! Bildiğim için, yaşadığım için... “...Bundan üç yıl kadar önce, yani AKP döneminde, çok dinlenen bir radyoda sabah programları yapıyorduk. İki kafadar arkadaştık. Ve müthiş dinleniyorduk... Radyonun sahibi, genç işadamı, öyle mutluydu ki programın kendi mikrofonlarında olmasına sevindiğini sık, sık söylerdi. Ama uzun sürmedi, süremedi. Bir gün, “Maalesef ağabey, Başbakan son seyahatte de yüzüme söyledi. Alenen sizleri hala neden tuttuğumu sordu. Kusuru bakmayın” demek zorunda kaldı. Daha önce de Başbakan’ın şikayetçi olduğunu söylemişti. Böyle bir uygulamayı geçmişte hiç duymamıştık. Bunun tanıkları o kadar çok ki, dönemin spikeri Mehmet, büyük bir yetenek olan Nihat, bir büyük gazetenin yazarı olan arkadaşım da biliyorlar...” Kıyıda, köşede kalmasın, sadece internet sitesinde durmasın istediğim için, paylaşmalıydım!
|