| BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ ÖĞRETİM GÖREVLİSİ C. OĞUZ GEL ANLATTI Yaratıcılığımız nasıl gelişir?
Ezberden uzak bir sistem içinde çalışmak, düşünce becerilerimizi de geliştiriyor
ENGİN İNCE
Her zaman nasıl yaratıcı olabileceğimizi tartışır dururuz. Değişik taktik ve stratejiler dener 'yaratıcı insanlar' kategorisine dahil olmaya çalışırız. Yaratıcılığı geliştiren yollarla ilgili değişik öneriler konuşuluyor, hatta iletişim fakültelerinde ders olarak da okutuluyor. Okul yıllarımdan kendi adıma anımsadıklarım, 'işten eve dönerken farklı yollardan gidin, küçük çocuklarla konuşun, kendi ideolojinizin dışında yayınlar okuyun' gibi yaratıcı düşünceye davetiye çıkaran yöntemler öğrenmiştik. Bu ve buna benzer önerilerin ne kadar yararı var bilmiyorum ama denemekten de zarar gelmez diye düşünüyorum.
Bu hafta Boğaziçi Üniversitesi'nde yarı zamanlı öğretim görevlisi olarak çalışan Oğuz C. Gel ile yaratıcılık konusunu tartıştık. Gel, iş dünyası ve bilgi teknolojisi ile ilgili birçok konferans, konvansiyon ve benzeri etkinlikte gerek kurul ve jüri üyesi, gerekse konuşmacı-katılımcı olarak da görev yapıyor. - Yaratıcılık kavramını nasıl tanımlarsınız? Ya da tanımlamak çok mu sığ kalır? Yani bu kavram 'anlatılmaz, yaşanır' türünden bir kavram mı? Benim anladığım kadarıyla yaratıcılık en başta, var olanın dışına çıkmayı gerektirir. Bilinenlerden, öğrenilenlerden, ezberletilenlerden, dayatmalardan uzaklaşıp, farklı düşünebilme yetisini gerektirir. Bunu becerebilmek için de bence "Neden?" yerine "Neden olmasın?" sorusunun üzerine yoğunlaşmak daha doğru olur. "Ezberci eğitim sistemi"ni herkes eleştiriyor, ama bu konuda kimse bir şey yapmıyor.
- Bir şirket yaratıcılıktan yoksun faaliyetlerle ayakta kalmaya devam edebilir mi? Yanıtım, kocaman bir evet!... Ama bunun bir ön koşulu var: Rekabet diye bir şey olmayacak. Yani önünüze gelene, elinizi öpene, istediğiniz fiyattan mal ve hizmet satabileceksiniz. Ve tabii, "Yaratıcılık"tan anladığınız da sadece atkuyruklu, küpeli ve sakallı "Creative" gençlerin oluşturduğu reklamlar ve logolar olacak. Ama bu reklam ve logolar o derece başarısız olacak ki siz çalışanlarınıza, satıcılarınıza, bayilerinize ve müşterilerinize "Reklamın aslında ne mesaj vermek istediğini" ayrıca anlatacaksınız ve logonuzun ne anlam ifade ettiğini web sitenizde uzun uzun açıklayacaksınız.
Bir şirket en çok hangi alanda yaratıcılığını konuşturmalı? Hangi departmanlar lokomotif görevi görüyor? Akla ilk gelen tabii ki "Ürün geliştirme", "Araştırma-Geliştirme", "Pazarlama" gibi bölümler. Ancak bence bu hemen her bölüm için söz konusu olabilir. Düşünün; müşterinin sorununa yaratıcı bir çözüm geliştirmek fena mı? Tamam, yaratıcılık yapacağız diye kural, kanun, ilke ve prosedürleri delmenin de bir anlamı yok ama bazen bunların yetmediği noktada yaratıcı çözümler bulmak hiç de kötü olmasa gerek. Muhasebede de yaratıcı olabilirsiniz, insan kaynaklarında da. Yeter ki biraz düşünmeyi öğrenebilelim.
Rutin bir yaşam Şablon davranışlar yaratıcılığı öldürmede birebir etkili mi? Bence bunun yanıtı hem evet, hem de hayır. "Şablon davranış"tan kastınız emniyet kemeri takmak, yasak yerde sigara içmemek, kanun ve kurallara uymak ise yanıtım kocaman bir hayır!... "Neden?" diye sorabilirsiniz ve size hemen, duymak istemeyeceğiniz bir örneği vereyim: "Robotlaşmış" diye yerin dibine geçirdiğimiz, "çok kurallı, çok sistematik" diye aşağıladığımız toplumlar mı bilim, sanat ve kültürde ileri gitmişlerdir, yoksa örf-adet gibi yazılı kuralların baskısından bunalıp bunların intikamını kanun ve kurallardan alanlar ve bunları sürekli çiğneyenler (Yani, emniyet kemeri takmayanlar, yasak yerde sigara içenler, emniyet kemeri ikazını susturmak için kemeri koltuğun arkasından geçirenler) mi Öte yandan, eğer çok rutin bir yaşam tarzına sahip, bildiklerinin dışına çıkmak istemeyen, tutucu insanların yaratıcılıklarının yok olup olmadığını soruyorsanız, yanıtım evet. (Yeni Asır)
|