Ahmet HAKAN
ahmethakan@hurriyet.com.tr
Yeni kabinede yer almayacak isimler
Bekir Coşkun için beş maddelik racon
BİR: Cumhurbaşkanlığı makamı eleştiriden muaf değildir... Bakınız: Vakit gazetesinin kinayeler, dokundurmalar ve hatta hakaretlerle dolu Sezer aleyhine yayınları...
İKİ: Abdullah Gül için, "Benim Cumhurbaşkanım değil" diyen Bekir Coşkun’un vatandaşlıktan çıkması gerektiğini söyleyen Başbakan Erdoğan, "Sezer bizim cumhurbaşkanımız değil" havası estiren yayın organının en küfürbaz adamını defalarca uçağına alarak taltif etmişti.
ÜÇ: Vakit’in Sezer için estirdiği "Sezer bizim cumhurbaşkanımız değil" havası ile Bekir Coşkun’un "Abdullah Gül benim cumhurbaşkanım olmayacak" cümlesi arasında pek bir fark yok. İkisi de fazlasıyla duygusal... İkisi de seçilmiş ya da seçilecek cumhurbaşkanını gayri meşru ve gayri kanuni ilan etme hevesinde... Bunun da kabul edilebilir tarafı yok.
DÖRT: Mağduriyetlerden, hapislerden falan gelen bir Başbakan’ın, "Kabul edilebilir" olmayan bir eleştiri karşısında bile hazımlı olmasını bekleriz. Bekir Coşkun’un duygusal davranma hakkı vardır ama Başbakan’ın yoktur.
BEŞ: Sürekli "Tarafsız olacağım, herkesin hakkını koruyacağım" diye vaatlerde bulunan Abdullah Gül için işte büyük fırsat... Çıksın ve "Tayyip Bey’in tepkisi yanlıştır" desin... Belki o zaman Bekir Coşkun’un da cumhurbaşkanı olma fırsatını yakalamış olur.
MEHMET ALİ ŞAHİN: Aslında fena bir performans sergilemedi...Toplumu rahatlatan çıkışlar da yaptı. Ancak Ankara’daki yoğun söylentilere bakılacak olursa Mehmet Ali Şahin, bu kez kabine dışı.
ATİLLA KOÇ: Bakanlık yaptığı süreç içinde nasıl bir performans sergilediği tartışmalı... Kimisi "süper" diyor, kimisi ise "tam bir fiyasko" yorumunu yapıyor. Ancak Başbakan Erdoğan, performanstan ziyade "imaj sorunu"na kafayı takmış durumda... Söylentilere bakılacak olursa Başbakan, Atilla Koç’a "imaj"dan kırık not vermiş ve yeni kabineye almayacakmış.
MURAT BAŞESGİOĞLU: Konusuna hákimdi... Önemli adımlar attı... Bütün kesimlerle iyi geçindi... Ancak Başbakan tarafından kendisine başka tür makamlar önerilmesi nedeniyle "Kabine dışı kalacak" söylentilerinin hedefi olmaktan kurtulamadı.
MEHMET AYDIN: Hayır, hayır! Bu bir "niyet bildirisi" değil. Gerçi Mehmet Aydın Hoca’nın, kendisinden bekleneni vermemesi nedeniyle "Kabine dışı" kalmasını isterim. Ancak adının bu listede yer almasının asıl nedeni: AKP’nin önde gelen isimlerinin kulağıma, "Hoca kabineye alınmayacak" diye fısıldamasıdır.
HÜSEYİN ÇELİK: Milli Eğitim Bakanlığı görevinin bu dönemde başka bir isme verileceği neredeyse kesin gibi... Hüseyin Çelik ne mi olacak? Ya terfi ederek kabinede yer alacak ya da kabine dışı kalacak. Mühim not: Birinci şık daha yüksek ihtimal...
OSMAN PEPE: Gerçi Başbakan Erdoğan, seçim öncesi Osman Pepe hakkında ortaya atılan iddialar karşısında Bakan’ının yanında yer almış ve onu savunmuştu ama yine de bir "yıpranma" durumu olduğunu düşünüyormuş. Ben söyleyenlerin yalancısıyım: Pepe yeni dönemde bakan olmayacakmış.
ABDÜLKADİR AKSU: Yeni kabinede Abdülkadir Aksu olacak mı olmayacak mı? Kabine toto oynanan bütün mahfillerde en çok merak edilen soru bu... Bütün cevaplardan çıkardığım sonuç şudur: Değişmez İçişleri Bakanımız Abdülkadir Aksu, bu kez değişecek galiba...
Yalan mı yazıyoruz
"HAYRÜNNİSA Hanım, Atıl Kutoğlu adlı modacıdan türbanı modernize etmesini istedi."
Haber bu...
Birinci gün: Yalanlama yok. İkinci gün: Yalanlama yok. Üçüncü gün: Yalanlama yok.
Dahası...
Bu haberlerin "havayı yumuşattığı"nı düşünen Gül Ailesi, "Ellemeyelim, devam etsin" havasına girmiş durumda...
Dolayısıyla...
Dördüncü, beşinci ve altıncı gün de bir yalanlama yapmaya tenezzül etmiyorlar.
Ve iş dallanıp budaklanıyor.
Biraz da ahlaki bir kaygı gütmediği anlaşılan Atıl Kutoğlu adlı modacı delikanlının, bir reklam imkanını sonuna kadar kullanma azmi işin içine girince...
Durum tatsız bir hal alıyor...
Ve işte bu noktada, nihayet bir yalanlama geliyor.
Meğer Hayrünnisa Hanım 4 yıldır Atıl Kutoğlu ile görüşmemiş... Haberler yalanmış... Yorumlar da yalan haberler üzerine yapılmış...
İyi güzel de çok sevgili Gül Ailesi...
BİR: Madem haberler yalandı, neden günlerdir sustunuz?
İKİ: Madem modernize etme diye bir durum söz konusu değildi, o halde neden Abdullah Bey, "Çankaya’ya çıktığımda türban konusunda bazı değişiklikler olacak, bunu göreceksiniz" diye bir açıklama yaptı?
Lütfedip bu iki soruya da bir cevap verseniz?